





Uzun süredir yazamadım, biliyorum; ama Türkçeyi kullanma yetilerimi gün be gün kaybetmeye başladığımdan, bir türlü iki lafı bir araya getirip kafamdan geçenleri dökemedim yazıya. Taa ki az önce karşılaştığım durum sinir uçlarımın her birini çekiştirip üstüne kibrit çakana kadar.
Tez konusu oluşturmaya çalışırken Türkiye'deki doğrudan yabancı yatırımlarla ilgili kaynak arıyordum. Önüme, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'nın hazırladığı "Doğrudan Yabancı Yatırım Verileri Bülteni (2006/ Ocak)" çıktı. Rapor, 2005 yılı sayısal verilerinin bir özeti niteliğinde. Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki kopyadan oluşuyor.
Daha ikinci paragrafta karşıma çıkan tercüme soytarılığıyla gözlerim yuvalarından fırlayayazdı.
Türkçe rapordan alıntı:
"17 Haziran 2003 – 31 Ocak 2005 döneminde kurulan yabancı sermayeli şirket sayısı, önceki yıllarda kurulan toplam şirket sayısının %102'sine tekabül etmektedir."
Anlamı: Önceki yıllarda kurulan yabancı sermayeli şirketlerin toplam sayısı 100 ise, bahsi geçen dönemde kurulanların sayısı 102dir.
İngilizce rapordan alıntı:
"The number of companies with foreign capital established between June 17th 2003 and January 31th 2006 is 102% more than that of the previous years' total."
Anlamı: Önceki yıllarda kurulan yabancı sermayeli şirketlerin toplam sayısı 100 ise, bahsi geçen dönemde kurulanların sayısı 100+102=202'dir.
Durum böyle olunca şimdiye kadar yazılmış bütün literatür incelemelerine şüpheyle yaklaşmak lazım demek ki diye düşündüm. Yani ben Türkçe bilmeyen bir akademisyen olsam, ana dili İngilizce olmayan ülkelerle ilgili bilgi toplarken kim bilir ne garip tercüme hatalarına kurban gideceğim. Raporda güya bir de veri tabloları listesi var; ama tabloların kendisi yok. Zaten ben de genel bi tarama yapıyor olsam "burda o verilerin özetini yazmış, tek tek sayılara gerek yok" der aynen aktarırım. Kaldı ki, verdiğim örnekte Türkçe açıklamanın mı yoksa İngilizce açıklamanın mı asıl verileri yansıttığını bilemiyoruz.
Sonra Türkiye'yle ilgili neden yeterince araştırma yok diye yakınıyoruz. Daha raporlarımız, verilerimiz ve arşivciliğimiz doğru düzgün yapılmıyor ki ...
Harfler niye her dilde farklı telaffuz ediliyor hiç anlamam. Ortak bi telaffuz olsun işte her harf için, bir araya getirince tek bi şekilde okunsun! Zaten gramerler değişik, bir de telaffuz karışınca işler iyice zorlaşıyor. Küreselleşme bu işe de bi el atsa pek sevineceğim. Buraya geldiğimizden beri dalga geçiyorduk bu İsveçliler niye j ve g harflerini y veya ğ diye telaffuz ediyorlar diye...
Mesela "I just jumped off the car with my new jacket and ran into the faculty of geography." gibi bir cümle, özellikle yaşlıcana bir İsveçli'nin ağzından şöyle çıkabiliyor: "I yust yumped out of the car with my new yacket and ran into the faculty of yoography." Ç sesi de yok İsveççe'de. Ş var.
O yüzden "Go get your [şeair]" diye bi şey duyarsanız o "Go get your chair" de olabilir, "Go get your share" de olabilir. "This is [şiiip]"in anlamı, "this is sheep" de olabilir, "this is cheap" de olabilir.
Bunlarla dalga geçmekten yorulunca bırakmıştık aslen. ve bugün... kahvaltıda iki İsveçli arkadaşımla İngilizce konuşurken birden "cheap" yerine "sheep" derken buldum kendimi!!! Okkalıca güldük hep birlikte. "Yaaa... Sen misin dalga geçen ç'lerle ş'lerle" dercesine baktılar bana cin cin :)
Diğer değişik telaffuzlar:
region = regın
regulation = reculayşın
regularly = recılırli
general = yenırıl
plagiarism = pleyırizm
at = oöt
also = ôlso